
Miyomlar, kadınların üreme çağında sıkça karşılaştığı iyi
huylu rahim tümörleridir. Rahim duvarındaki kas dokusundan kaynaklanan bu
oluşumlar, genellikle kanserle ilişkili değildir ve çoğu durumda ciddi bir
sağlık sorunu oluşturmaz. Ancak, büyüklüğüne, sayısına ve yerleşimine bağlı
olarak bazı kadınlarda belirti verebilir ve yaşam kalitesini etkileyebilir.
Miyomlar, kadınlarda hormonların, özellikle östrojen ve
progesteronun etkisiyle büyüme eğilimi gösterir. Bu nedenle üreme çağında daha
sık görülür ve menopozla birlikte genellikle küçülme eğilimindedir. Miyomlar,
herhangi bir belirti göstermeden var olabileceği gibi, adet düzensizlikleri,
ağrılar, aşırı kanama veya kısırlık gibi sorunlara da yol açabilir.
Bu yazıda miyomların ne olduğunu, kimlerde görüldüğünü,
belirtilerini ve tedavi yöntemlerini detaylı bir şekilde ele alacağız. Amaç,
miyomlar hakkında bilinç oluşturmak ve bu konuda karşılaşılabilecek sorunlara
dair rehberlik sağlamaktır. Sağlığınız için düzenli kontrollerin önemi bu
bağlamda bir kez daha ön plana çıkmaktadır.
Miyomlar her zaman belirti vermeyebilir ve genellikle rutin
jinekolojik kontroller sırasında fark edilir. Ancak bazı kadınlarda miyomların
büyüklüğü, sayısı ve konumu, rahatsızlık verici belirtilere yol açabilir. Miyom
belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve aşağıdaki durumları
içerebilir:
Yaygın belirtiler:
Diğer belirtiler:
Miyomlar genellikle iyi huylu tümörlerdir ve nadiren kansere
dönüşürler. Ancak, rahimde görülen tümörlerin çok küçük bir kısmı kanserli
olabilir ve bu durum "leiomyosarkom" olarak adlandırılır. Kanserli
miyomların belirtileri, iyi huylu miyomlara benzerlik gösterebilir, ancak bazı
ayırt edici özelliklere de sahiptir. Bu nedenle, bu tür belirtiler fark
edildiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması hayati önem taşır.
Kanserli miyomların olası belirtileri:
Myomlar, rahim duvarındaki kas dokusundan gelişen iyi huylu tümörlerdir.
Kesin nedeni tam olarak bilinmese de, genetik ve hormonal faktörlerin bir araya
gelerek myomların oluşumuna katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Özellikle
östrojen ve progesteron hormonlarının myom gelişiminde etkili olduğu bilinir.
Bu hormonların rahim kas dokusundaki hücrelerin çoğalmasını teşvik ederek myom
oluşumuna zemin hazırladığı düşünülmektedir.
Hormonal Faktörler:
Östrojen ve progesteron seviyelerinin yüksek olduğu üreme çağındaki kadınlarda
myomlar daha sık görülür. Ayrıca, hamilelik sırasında artan östrojen seviyeleri
myomların büyümesine neden olabilirken, menopoz sonrası hormon seviyelerinin
düşmesiyle myomlar genellikle küçülme eğilimi gösterir. Hormonal değişimlerin
yanı sıra hormon tedavileri de myom gelişimini etkileyebilir.
Genetik ve Diğer Faktörler:
Aile öyküsü, myom gelişiminde önemli bir rol oynar. Annesinde veya kız
kardeşinde myom olan kadınlarda bu durum daha sık görülür. Ayrıca obezite,
yüksek kan basıncı ve D vitamini eksikliği gibi faktörlerin de myom riskini
artırabileceği düşünülmektedir. Stres, kötü beslenme alışkanlıkları ve çevresel
toksinlere maruz kalma gibi yaşam tarzı faktörleri de myom oluşumuna katkıda
bulunabilir.
Myomların oluşum nedenleri tam olarak önlenemese de, sağlıklı bir yaşam
tarzı benimsemek, düzenli jinekolojik kontroller yaptırmak ve hormon dengesini
desteklemek, myomların erken teşhis ve yönetimi için önemli bir adımdır.
Myomlar, rahim duvarında bulundukları yere göre farklı
türlere ayrılır. Her türün belirtileri, büyüklüğü ve sağlık üzerindeki etkileri
farklılık gösterebilir. Myomların hangi tipte olduğu, tedavi planını
belirlemede önemli bir rol oynar. İşte myomların en sık görülen çeşitleri:
1. Submukozal Myomlar:
Submukozal myomlar, rahmin iç tabakasında (endometrium) yer alır ve genellikle
rahim boşluğuna doğru büyür. Bu tür myomlar, diğer türlere göre daha az
yaygındır ancak adet kanamalarında aşırı artış, kısırlık ve düşük riskine yol
açabilir. Submukozal myomlar, rahim iç yapısını bozarak embriyonun tutunmasını
zorlaştırabilir ve bu nedenle genellikle cerrahi müdahale gerektirir.
2. İntramural Myomlar:
İntramural myomlar, rahim duvarının kas tabakası içinde gelişir ve en yaygın
görülen myom türüdür. Bu tür myomlar, rahmin boyutunu artırabilir ve adet
dönemlerinde ağrı, basınç hissi veya aşırı kanamaya neden olabilir. Çoğu
intramural myom, boyutuna bağlı olarak tedavi gerektirmez, ancak büyük olanlar
cerrahi müdahale gerektirebilir.
3. Subserozal Myomlar:
Subserozal myomlar, rahmin dış yüzeyinde gelişir ve genellikle çevredeki
organlara baskı yapar. Bu durum bağırsak veya mesane üzerinde basınç hissine,
sık idrara çıkma veya kabızlığa yol açabilir. Subserozal myomlar, genellikle
adet düzensizliğine neden olmaz, ancak büyük boyutlara ulaştığında rahatsızlık
verebilir.
4. Saplı Myomlar (Pedinküllü Myomlar):
Saplı myomlar, ince bir sapla rahme bağlı olan ve dışa doğru büyüyen
myomlardır. Bu tür myomlar, sapın dönmesi durumunda şiddetli ağrıya neden
olabilir ve acil müdahale gerektirebilir.
Her bir myom türü farklı belirtilerle kendini gösterebilir.
Bu nedenle düzenli jinekolojik kontroller, myomların erken teşhisi ve uygun
tedavi planının oluşturulması açısından büyük önem taşır.
Miyomların tedavisi, hastanın yaşı, belirtileri, miyomların
boyutu ve konumuna göre farklılık gösterebilir. Bazı miyomlar belirti vermediği
ve sağlık sorunlarına yol açmadığı için tedavi gerektirmezken, ciddi belirtiler
gösteren miyomlar için tıbbi veya cerrahi müdahaleler gerekebilir. Tedavi
planı, hastanın yaşam kalitesini artırmayı ve komplikasyon risklerini azaltmayı
hedefler.
1. İlaç Tedavisi:
Miyomların boyutunu küçültmek ve belirtileri hafifletmek amacıyla hormonal
ilaçlar kullanılabilir. Östrojen ve progesteron seviyelerini düzenleyen
ilaçlar, adet kanamalarını kontrol altına alabilir ve pelvik ağrıyı
azaltabilir. Gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) agonistleri ise geçici
olarak miyomları küçültebilir, ancak uzun süreli kullanımları önerilmez. İlaç
tedavisi genellikle miyomların semptomlarını hafifletmek için geçici bir çözüm
sunar.
2. Cerrahi Tedavi:
Belirtilerin şiddetli olduğu veya miyomların hızla büyüdüğü durumlarda cerrahi
tedavi tercih edilir.
3. Minimal İnvaziv Yöntemler:
Teknolojinin gelişmesiyle, miyom tedavisinde daha az invaziv yöntemler de
kullanılmaktadır. Örneğin, rahim arter embolizasyonu, miyomların kan
akışını keserek küçülmesini sağlar. Ayrıca ultrason ve lazer gibi yöntemler,
belirli durumlarda miyom tedavisinde etkili olabilir.
Miyom tedavisinde doğru yaklaşımı belirlemek için bir kadın
doğum uzmanının değerlendirmesi şarttır. Tedavi sonrası düzenli kontroller,
miyomların yeniden büyümesini önlemek ve genel sağlığı korumak için önemlidir.
Ameliyatsız myom tedavisi, cerrahi müdahale gerektirmeyen
yöntemlerle myomların belirtilerini hafifletmek veya büyümelerini kontrol
altına almak için geliştirilmiştir. Bu yöntemler, özellikle cerrahi müdahaleden
kaçınmak isteyen veya cerrahi için uygun olmayan hastalar için etkili bir
seçenek sunar.
1. İlaç Tedavisi:
Hormonal ilaçlar, myomların boyutunu küçültmek ve belirtilerini hafifletmek
için kullanılabilir. Gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) agonistleri,
östrojen ve progesteron seviyelerini baskılayarak myomların küçülmesine
yardımcı olur. Ayrıca, hormonal doğum kontrol yöntemleri de aşırı adet
kanamalarını ve ağrıyı azaltabilir. Ancak bu ilaçlar kalıcı bir çözüm sunmaz ve
genellikle geçici bir tedavi yöntemi olarak kullanılır.
2. Rahim Arter Embolizasyonu (RAE):
Rahim arter embolizasyonu, myomlara giden kan akışını keserek büyümelerini
durduran minimal invaziv bir yöntemdir. Bu prosedürde, kasık bölgesinden bir
kateter yardımıyla rahim damarlarına küçük partiküller enjekte edilir ve
myomların kanla beslenmesi engellenir. Bu yöntem, genellikle ağrıyı hafifletir
ve myomların boyutunu küçültür. Ayrıca rahim korunarak yapılır, bu da çocuk
sahibi olmayı planlayan kadınlar için avantaj sağlar.
Ameliyatsız tedavi yöntemleri, myomların türüne, boyutuna ve
hastanın genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, doğru
tedavi planını belirlemek için bir kadın doğum uzmanına başvurmak ve detaylı
bir değerlendirme yaptırmak önemlidir.
Miyomlar, rahim kas dokusundan gelişen iyi huylu
tümörlerdir. Çoğu zaman tehlikeli değildir, ancak büyüklüğü veya konumuna bağlı
olarak kanama, ağrı veya kısırlık gibi sorunlara yol açabilir.
Adet düzensizlikleri, aşırı adet kanamaları, pelvik ağrı,
sık idrara çıkma ve kabızlık gibi belirtiler rahimde miyom olduğunun işaretleri
olabilir. Bazı durumlarda ise hiçbir belirti göstermeyebilir.
Miyom teşhisi alan kişiler düzenli jinekolojik kontroller
yaptırmalı ve doktorun önerilerine uymalıdır. Belirtilere göre ilaç tedavisi
veya cerrahi müdahale gerekebilir.
Miyomların neden olduğu ağrı genellikle alt karın bölgesinde
hissedilir. Büyük miyomlar, bel veya bacaklara da ağrı yapabilir.
Miyomun patlaması nadirdir, ancak şiddetli karın ağrısı, ani
kanama ve genel sağlıkta bozulma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durumda
acil tıbbi yardım alınmalıdır.
Hormonal ilaçlar ve rahim arter embolizasyonu gibi yöntemler
miyomların küçülmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, sağlıklı bir yaşam tarzı ve
stresten uzak durmak da faydalıdır.
Hormonları etkileyebilecek işlenmiş gıdalar, yüksek şeker
içeren yiyecekler ve yağlı besinlerden kaçınılmalıdır. Taze sebze ve meyve
tüketimi önerilir.
Patlayan miyom ciddi kanamalara ve enfeksiyona yol açabilir.
Bu durum acil cerrahi müdahale gerektirebilir.
Doktor tarafından önerilen ilaçları kullanmak veya cerrahi
müdahale planlamak gereklidir. Alternatif tedavi yöntemleri hakkında da bilgi
alınabilir.
Miyomlar genellikle cinsel ilişkiye engel değildir. Ancak
ağrı veya rahatsızlık varsa bir doktora danışmak önemlidir.
Yeşil çay, zerdeçal ve keten tohumu gibi bitkilerin hormon
dengeleyici etkisi olduğu bilinir. Ancak, bitkisel tedaviler için mutlaka
doktora danışılmalıdır.
Çok büyük miyomlar bazen elle hissedilebilir, ancak
genellikle ultrason gibi görüntüleme yöntemleriyle teşhis edilir.

Editör
Op. Dr. Sezin Kapulu
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Tanı ve Tedavi İçin